Dört Senedir Çektiğim Bu Çile Bitmeli!
“Ben aslında tıp istiyordum,” diyerek söze
başlamak isterdim ama kesinlikle böyle bir şey yok. Daha öncede dediğim gibi
annemin istekleri ve yönlendirmeleriyle Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü seçtim
şu an öğretmen vasfına erişebilmek için hafta sonraları bile derse giriyorum.
Formasyon adını verdikleri o saçma belgeyi alabilmek için canla başla
koşuşturuyorum. Sonucunda ne olacak…
Atanamayan öğretmenler arasına katılacağım!
Olsun maksat sayıları artsın ortam şenlensin!
Bu belgeyi de annemin sonsuz arzularını
dindirebilmek için alıyorum zira benim öğretmen olabileceğime dair bir umudum
yok ama o gördüğü rüyalardan ve baktırdığı fallardan yola çıkarak buna büyük
bir inançla sarılıyor. Kpss denen o sınavda başarılı olabilir miyim Allah bilir
ama şu sisteme ve Türkiye’nin haline bakınca insanın hayalleri hep kısa
mesafeli koşular gibi nefes kesici ve aniden biten bir şey oldu.
Bakalım koşuyoruz ama bitiş çizgisinde
elimize ne verirler bilmiyorum…
Çoğu insan üniversite okumak için yanıp
tutuşurken ben neden bitmesi için her gün dua ediyorum? Sorun bende mi yoksa
üniversitede mi hâlâ karar verebilmiş değilim. Beni zorlayan dil dersleri de
sanırım hayattan soğumama neden olan bir başka şey! Yaklaşık olarak seksen
sekiz tane dil görüyoruz! İşe yaramayan kullanılmayan diller! Ve ben yabancı
dil öğrenme konusunda çok ama çok başarılıyım!!!
Eğer okulum uzarsa tüm şehirde koşarak
ağlayabilir ve bu dil dersi hocalarının paçalarına yapışabilirim. Ama adamların
bana gülerek burun kıvıracaklarını şimdiden görebiliyorum. Çünkü ben onların
gözünde başarısız bir böcekten başka bir şey değilim.
Doğrusu kalmak veya geçmek aslında çok da
önemli değil, bu devirde herkes okulunu uzatıyor ama memleketim ve okulum
arasında on dört saatlik bir mesafe olunca insan Allah’a koşmak ve onun
huzuruna sarılmak istiyor. O koltuklar insanda popo kemiklerinin içeri
kıvrılmasına ve uzun süreli hissizleşmeye neden oluyor. Eeee bir de yanınızda
kilolu bir abla varsa ayağa kalkan ruhun göbek atarken gözyaşları dökmeye
başlıyor.
Sıla’nın da şarkısında dediği gibi bende
artık “bitse de gitsek…” diyorum…
Çok büyük umutlarla geldiğim bu yerde yüzüm
ne arkadaş ortamımdan yana güldü ne de okuldan yana! Kırk kız ve sekiz erkeğin
olduğu bir ortamda huzur aramak çölde su aramak gibi çünkü sizlerde tahmin
edersiniz ki dişi bireylerin fazla olduğu yerde huzur ve mutluluk yoktur.
Kıskançlık, hırs, başarıya ulaşmak için tırnak bilemek, dedikodu…
Osmanlı kadınlar yüzünden çöktü, Truva savaşı
bir kadın uğruna çıktı, Çinli kadınlar Türk yöneticilerini vahşi cazibeleriyle
etkileyip nalları dikmelerine neden oldular… Görüyorsunuz ya biz kadınlar
aslında çok ama çok feci canlılarız…
Erkeklerin ne kadar masum yaratıklar olduğunu
bu dört senede çok daha iyi anlamış oldum. Yani üniversiteden bana kalan belli
başlı birkaç şey oldu…
1. Kızlardan uzak duracak ve onlarla hiçbir
şeyini paylaşmayacaksın.
2. Üniversitede gerçek arkadaşlık diye bir
şey olmaması.
3. Samimi ve yakın bulduğun arkadaşlarının hep başka bölümlerden
ve bölgelerden olması
4. Yurt arkadaşlarının, sınıf arkadaşlarından
bir sıfır önde olması
5. Erkek arkadaşlarından bir zarar
gelmeyeceği (bazı durumlarda bu tabii ki değişebilir)
6. Ailenin önemi ve annenizin burnunda tüten
kokusu ve içinizi ısıtan sıcaklığının özlemi
7. Paranın ne kadar önemli bir şey olduğunu
anlıyor ve elinde kalan bir yeni Türk lirasına altınmış gibi bakıyorsun.
Okumak gerçekten çok zor bir şey ve
istemediğin bir okulda, istemediğin bir bölümde okumak ise bunun on katı kadar
daha fazla zor…
Çoğu zaman koşarak kaçmak isteseniz de
ailenizin size verdiği emeğin karşılığını vermek zorunda olduğunuzu hatırlayıp
olduğunuz yere siniyor ve durumu kabulleniyorsunuz. Allah’a şükürler olsun ki
bu sene bu eziyet bitiyor ama kafamın yanmak üzere olduğunu hissedebiliyorum ve
beynim isyana gelip “artık başka bir şey yükleme daha fazla ezberle” diye
yalvardığını duyabiliyorum.
Ve şunu diyerek gidiyorum!
Üniversiteyi Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de
ya da Eskişehir’de okuyun!
Okuyun sonra işe girin sonra evlenin sonra çocuk
doğurun ve ölün… Hayat çok acımasız ve zaman hızla geçiyor ben yine bunalım
moduna girmeye başladım…
Evet bu sefer gidiyorum!




